Diğer Bilgiler

İmplantları ne kadar süre kullanabilirim?

Son yıllarda gelişen implant teknolojisi ve uygulama tekniklerindeki yenilikler sayesinde implantlar uzun seneler ağızda kalabilmektedirler. Ağız hijyenine dikkat etmek bu süreyi daha da uzatacaktır.

Ortalama olarak 8-10 sene rahatlıkla kullanılabilen implantlar, sağlıklı ve ağız bakımına dikkat eden kişilerde çok daha uzun seneler kullanılabilmektedirler.

Herhangi bir sebeple implantın sökülmesi gerektiği durumda, çoğunlukla yerine yenisi takılabilmektedir. İmplantlarda kullanılan malzemeler hiçbir şekilde kanserojen ve alerjik değildir.

İmplant yerleştirilme sırasında veya sonrasında ağrı
hissedecek miyim?

İmplantlar steril muayenehane ortamında, standart olarak olarak diş hekimliğinde uygulanan lokal (bölgesel) anestezi teknikleri ile yerleştirilirler.Tamamen ağrısız ve acısız olarak yerleştirilirler.

Operasyon sonrasında ise ağrı ve şişme genellikle minimum seviyededir. Operasyon sonrası hekiminizin tavsiyeleri doğrultusunda uygulanacak olan bölgesel buz uygulaması, bölgenin şişmesini oldukça engelleyecektir. Tedavi öncesi ve sonrasında alınacak antibiyotik ve anti enflamatuarlı ağrı kesiciler hastaların bu dönemi çok rahat geçirmelerine katkı sağlamaktadır.

Kişiden kişiye değişebilen doku cevapları nedeniyle bazı hastalar ağrıyı biraz fazla hissedebilirler. Çoğu hasta bu dönemi çok rahat atlattıklarını söylemektedirler.

Hekim tarafından gerek görülürse genel anestezi altında da uygulamalar yapılabilir.

İmplantlar nasıl uygulanıyor?

İmplant ekimi diş hekimliği cerrahisinde en az travma yaratan uygulamalardan biridir. Doğru teknik ve ekipmanla uygulandıklarında post-operatif komplikasyonları minimum düzeyde görülmektedir. Şematik olarak uygulanma safhalarını aşağıda görebilirsiniz.


İmplant Materyalinin Doku Uyumu

Dental implanlarda kullanılan birçok bio-materyal olmasına karşılık, titanyum, yapılan araştırmalarda doku uyumluluğu, sert olması, yüksek elastisite modülü, hafifliği, anti-bakteriyel olması ve korozyona karşı yüksek direnci nedeniyle dental implantoloji alanında kullanılan en uygun metal olarak görülmektedir.İmplantlarda kullanılan maddeler hiçbir şekilde kanserojen ve alerjik değildir.

İmplantların tarihçesi

İlk çağda yontularak yapılmış dişlerin çekim boşluklarına yerleştirildiğine arkeolojik kazılarda rastlanmıştır. Bu da bize implantolojinin ve de implantların erken yüklenmesinin yeni değil, çok eski Mısır, Arap, Etrük ve Çin uygarlıklarında tahtadan oyularak veya taştan yontularak yapılan yapay diş ekimlerinin eski kavramlar olduğunu göstermektedir.

19. yy. başlarında diş hekimliği alanında metal kullanımının yaygınlaşmasıyla kemik içi implantların ilk şekilleri uygulanmaya başlamıştır.

Kemik içine yerleştirilen ve çeşitli kıymetli veya kıymetsiz metallerden yapılan silindirik dizaynlı implantlar, o dönemde osteo-integrasyonun tanımlanmamasından dolayı, implantlar yapılır yapılmaz protetik restorasyonlarla yükleniyordu ve başarı oranı oldukça düşüktü. 1960 yılında Branemark yapmış olduğu hayvan deneyleri ve histolojik çalışmalar sonucunda osteointegrasyonun tanımlamasını yapmıştır.

İmplantların kemiğe bağlanma başarısını etkileyen faktörler

Osteointegrasyonun sağlanmasında ana faktörler şöyle sıralanabilir;

a) İmplant materyalinin doku uyumluluğu
b) İmplant dizaynı
c) İmplant yüzeyi
d) İmplant yerleştirilecek kemiğin niteliği
e) Cerrahi teknik
f) Yük iletimi

Kemik-implant ilişkisi konusunda öne sürülen temel iki teoriden biri olan osteointegrasyon canlı kemik ile yük altındaki kemik içi implant arasında fibroz doku olmaksızın direk bağlantıdır.

İkincisi ise fibro-osteointegrasyonda implant yüzeyi ve kemik arasında yoğun kollogen doku bulunur.1960,li yıllarda savunulan bu düşünce önceleri periodontal membran olarak düşünülmüş ancak implantların başarısızlıkla sonuçlanmasıyla günümüzde geçerliliğini kaybetmiştir. Ancak son zamanlarda gelişen implant dizayn ve yapılarıyla birlikte başarılı sonuçlar alınabilmektedir.

İmplantasyon sonrası osteointegre implantların çevresinde iyileşme normal kemik iyileşmesiyle aynıdır.Yeni kemik matrixi oluştuktan sonra kemiğin yoğunluğu ve sertliği artarak olgunlaşır.Bu aşamada kemiğe implantlar bağlanır ve bu uyarım sonucu kemiğin yeniden şekillenmesi oluşur. Okluzal kuvvetler kemiği uyararak yeniden şekillenmesine neden olur.Böylece osteointegre implantlar da çiğneme fonksiyonlarına dayanabilir.

Oral implantolojide 3-6 aylık stressiz iyileşme periyodu günümüzde fibröz bir sıkar dokusu oluşmadan kemik apozisyonu elde etmek için bir ön gerekliliktir.Bu protokol 1977 de Branemark tarafından sunulmuştur.Üst çenede en az 5-6 ay alt çenede 3-4 ay stresten uzaklaşma periyodu konvansiyonel implant tedavisi dediğimiz ve hala kullanılan başarı oranı yüksek bir tedavi şeklidir.